Yeni Mantıksal Çerçeve Matrisi Nasıl Doldurulur?

Birçok kişi için ürkütücü görünen mantıksal çerçeve matrisinin doldurulması aslında kendi içindeki mantığı anladıktan sonra oldukça kolaydır. Özellikle projelerde çalışan uzmanlar için oldukça önemli bir araç olan bu formun doğru doldurulması hem projenin yazım aşaması hem yürütme aşaması ve hatta sonra değerlendirme aşaması için oldukça önemlidir. Bu yazıda bir mantıksal çerçeve formunun nasıl doldurulması gerektiği ile ilgili kısa bir bilgi notunu sizlerle paylaşacağız.

Mantıksal Çerçeve Nedir?

Mantıksal çerçeve matrisi, özellikle ülkemizde Avrupa Birliği ile özdeşleşmiş bir kavram olsa da aslında orijinali Amerikan olup ilk Amerikan ordusu tarafından askeri amaçlarla kullanılmaya başlanmıştır. Daha sonra da 1960’ların başında kalkınma projeleri için USAid tarafından kullanılmıştır. Mantıksal Çerçeve ancak 1990’lı yılların başlarında Avrupa’da yaygınlaşmaya başlamıştır.

Mantıksal çerçeve matrisinin farklı versiyonları olsa da en temel formatı 4×4 matris şeklindedir (toplam 16 hücreden oluşur). Mantıksal çerçeve sizi amacınıza ulaştıran bir plan çizelgesi olarak düşünülebilir.  Önce mantıksal çerçevenin yaygın olarak kullanılan temel formatına bakalım:

Görüleceği üzere, matris 4 satır ve 4 sütundan oluşmaktadır. Sağ üst hücre her zaman boş bırakılmalıdır. Lütfen o hücreyi doldurmayın. Bunun sebebi aşağıda açıklanacaktır.

Mantıksal Çerçeve Matrisinin Yapısı:

Mantıksal çerçeve 4 ana bölümden oluşur. Bu bölümler:

  • Projenin hedefleri hiyerarşisi (Hierarchy of Purposes)
    1. Genel Hedef
    2. Özel Hedefler
    3. Beklenen Sonuçlar
  • Projenin Girdileri (Project Inputs)
    1. Faaliyetler
    2. Araçlar
    3. Bütçe
  • Projedeki varsayımlar (Project Assumptions)
  • Başarı Göstergeleri (Performance Indicators)

Bu bölümleri aşağıdaki gibi görselleştirebiliriz.

Bu dört grup da bir puzzle’ın parçaları gibidir. Hedefleri hiyerarşisini kurgulayabilmemiz için diğer 3 bölümün sorunsuz bir şekilde doldurulması gerekir.

Mantıksal Çerçevenin Matrisi nasıl doldurulur?

Mantıksal çerçeve matrisini hazırlamadan önce proje hazırlığınızın analiz aşamalarını (sorun analizi, hedef analizi, strateji analizi ve paydaş analizi) tamamlamış olmanız gerekir. Eğer bu aşamaları sorunsuz bir şekilde tamamladıysanız hedefler hiyerarşisinin kurgusunu yapabilirsiniz. Matrisi doldururken aşağıdaki sıralamayı takip etmeniz sizin için kolaylık sağlayacaktır.

  1. Genel Hedef: Projemiz ile ulaşmaya çalıştığımız genel hedefimiz nedir? Bu genel hedefin program rehberinde belirtilen hedeflerle örtüşmesi gerektiğini unutmayın. Genel hedef uzun vadede ulaşmaya çalıştığımız hedeflerdir. (Strateji ağacınızın birinci satırı genel hatlarıyla size genel hedefiniz hakkında ipucu verir)
  2. Özel Hedefler: Projemizin spesifik olarak ulaşmaya çalıştığı hedefleri nelerdir? Genel hedefteki gibi, lütfen özel hedeflerin de program rehberindeki hedeflerle örtüşmesi gerektiğini unutmayın. (Strateji ağacınızın ikinci satırı genel hatlarıyla size özel hedefleriniz hakkında ipucu verir). Orta vadeli hedeflerdir.
  3. Beklenen Sonuçlar: Projemiz ile ulaşacağımız sonuçlar nelerdir? Beklenen sonuçlar kısa vadeli hedeflerdir ve hemen faaliyet ve çıktıları (outputs) takip eder. Örneğin 20 kişilik seramik kursu açmak bir faaliyettir; 20 kişinin kursun sonunda kapasitelerinin iyileştirilmesi bir beklenen sonuçtur. Bu sonuçlar da program rehberinde belirtilen sonuç göstergeleri ve çıktı göstergeleri ile uyumlu olmak zorundadır.
  4. Faaliyetler: Projenin iş paketleridir. Bizi hedeflerimize ulaştıracak tüm faaliyetler (iş paketleri) burada listelenir.
  5. Araçlar: Faaliyetlerimizi gerçekleştirmek için ihtiyaç duyduğumuz her şey burada listelenir. Örneğin bir eğitim için bilgisayara, eğitmene, sınıfa, dokümanlara, projektöre ihtiyaç duyarız.
  6. Bütçe: Bu bölüm bütçe dokümanının ana kalem başlıklarının aktarıldığı hücredir. Örneğin: İnsan kaynakları €…., Seyahat …..€, Ekipman Malzeme ….. € gibi
  7. Bu hücrede aslında iki soru yer almaktadır. Birinci soru, “projemize başlamak için herhangi bir ön koşul var mıdır?” sorusudur. Örneğin; okullarda eğitimler verebilmeniz için Milli Eğitim Bakanlığı ile bir protokol yapılması ön koşul olabilir. Hücrenin ikinci kısmı ile standart varsayım sorumuzdur. 7., 8., ve 9., soruların nasıl yanıtlanacağı aşağıda ayrıca bir bölümde anlatılacaktır.
  8. Aşağıda ayrıca anlatılacaktır.
  9. Aşağıda ayrıca anlatılacaktır.
  10. Çıktı göstergeleri hücremizdir. 10. ve 11. hücreler hemen arka arkaya doldurulur. 10. Hücrenin bizden beklediği, “gerçekleştireceklerimizin sayısal başarı sınırı bizim için ne olacaktır?” sorusunun cevabıdır. Örneğin; 100 kişilik bir meslek edindirme kursu açtınız; bu hücrenin size sorduğu “sayısal olarak kaç kişilik, ya da oransal olarak yüzde kaçlık bir katılım sizin için başarılı sonuç kabul edilecektir?”. 100 kişilik bir kurs açtınız, bu öğrencilerin yüzde 90’ının proje sonunda sınavlarını geçerek sertifikalarını almaya hak kazanmaları sizin kabul ettiğiniz bir başarı sınırı olabilir. Herkes burada kendine farklı hedefler koyar. Lütfen buraya yazdığınız başarı göstergelerinden proje süresince ve sonrasında sorumlu olduğunu unutmayınız. Eğer yüzde 90’lık bir hedef koyduysanız ve yüzde 40’a ulaştıysanız izleme değerlendirme aşamasında bunun sebepleri araştırılacaktır.
  11. Hücre 10. Hücrede yazdığımızı nasıl kanıtlayacağımızın cevabının istendiği bölümdür. Kendimize yüzde 90’lık bir hedef koyduysak, bunu projenin sonunda objektif bir şekilde nasıl kanıtlarsınız. 90 kişinin kapasitesi arttı demek objektif bir doğrulama şekli değildir. Ancak 90 kişinin tam katılım sağladığını gösterir imza listeleri, fotoğraflar, video kayıtları, sınav sonuçları, sertifika kopyaları birer objektif kanıt olabilir.
  12. Özel hedeflerimizin sayısal başarı karşılığının yazılması beklenir. Mesela faaliyetimiz, 100 kişiye turizm sektöründe meslek edindirme kursunun açılması, bunun sonucunda ulaşacağımız beklenen sonuç 100 kişinin mesleki kapasitesinin artırılması olsun. Özel hedefimizin ise … ilçesinde otel kalitesinin iyileştirilmesi, genel hedefimizin de … ilçesindeki turist sayısının artırılması olduğunu varsayalım. Sadece kavramları kolaylaştırmak için kurguladığımız bu örneği aşağıdaki gibi görselleştirebiliriz (Normalde projelerinizde onlarca faaliyet olacaktır, sadece basitleştirmek için bu örnek üzerinden gidebiliriz). Bu örnekte otel kalitesinin iyileştiğini sayısal olarak nasıl belirtiriz. Booking.com puanında 2018 yılında …. İlçemizin otel puanı ortalaması 7.2 iken projemizin sonunda biz bu ortalamayı 7.6’ya çıkaracağız bir örnek olabilir.
  13. Peki bunu nasıl kanıtlarız? Bunun yanıtı da oldukça basit, örneğimiz üzerinden gidecek olursak, 2018 yılı … ilçe otellerinin booking.com puanlarının çıktıları alınabilir, aynı işlem proje sonunda da yapılır ve sonuçlar karşılaştırılır.
  14. 10 ve 12. Hücrelerin en makro ölçeğidir. Örneğimiz üzerinden hareket edecek olursak, …. İlçesine gelen yabancı turist sayısında artış olan genel hedefimiz için sayısal bir başarı göstergesi belirtmemiz gerekecektir. Makul ve gerçekleştirilebilir hedefler vermeyi unutmayın. Yüzde 50 artacak demeniz bir proje ile gerçekleşmesi çok olası bir hedef değildir. Uygun olan öngördüğünüz yüzdelik oran ne ise o oranı buraya yazabilirsiniz.
  15. Bu hücrede de bunun nasıl objektif bir şekilde doğrulanabileceği sorgulanmakta. Burada da ilgili resmi kurum istatistikleri bir kanıt olarak gösterilebilir.

Örnekte tekil bir faaliyet, beklenen sonuç, özel hedef ve genel hedef üzerinden gidildiğini hatırlatmakta fayda var, zira projelerinizde her bir faaliyet için, her bir beklenen sonuç ve özel hedef için ayrı ayrı göstergeler ve doğrulama kaynakları yazacaksınız.

Mantıksal Çerçevede varsayımlar sütunu nasıl doldurulur?

Şablonumuzda 7. 8. ve 9. Hücremizde denk gelen varsayımların doldurulması biraz karışık görülmekte ancak metodolojideki yöntem ile oldukça kolay bir şekilde doldurulabilmektedir.

Buradaki temel cümleler aşağıdan yukarıya doğru

  • Eğer ………. Faaliyetini gerçekleştirirsem ve …………… varsayımlarım doğruysa ……….. sonucuna ulaşırım.
  • Eğer ………. Sonucuna ulaşırsam ve ………………. varsayımlarım doğruysa …………….. özel hedefine ulaşırım
  • Eğer ………. Hedefine ulaşırsam ve …………….. varsayımlarım doğruysa …… olan genel hedefime ulaşırım

Lütfen bu cümleleri aşağıdaki örnek tabloyu takip ederek okumaya çalışın.

Buradaki basamak sistemi takip edildiğinde neden sağ üst hücrenin boş bırakıldığı anlaşılabilir, çünkü o noktadan sonra basamağın ulaşacağı bir yer yoktur.

Az önceki örneğimizle varsayımları biraz daha somutlaştırmak gerekirse aşağıdan yukarı doğru:

Eğer …. İlçesinde 100 kişilik turizm meslek edindirme kursları açarsam …….. varsayımlarım doğruysa, 100 kişinin bu alandaki kapasitesinin artırdığımızı kabul edebiliriz. Burada … olan yere (i) 100 kişinin tam katılım göstermesi, (ii) 100 kişinin sınavlarında başarılı sonuçlar alması gibi varsayımlar yazılabilir.

Bir üst sırada ise özel hedefimiz … ilçesindeki otellerin kalitelerinin iyileştirilmesi. Burada da cümlemiz; Eğer 100 kişinin turizm alanında mesleki kapasitelerini iyileştirirsek ve …………….. varsayımlarımız doğruysa, … ilçesindeki otellerin kalitesi artacaktır. Burada da hemen akla gelebilecek varsayımlardan biri (i) … ilçesindeki otellerimiz yetiştirdiğimiz kişileri istihdam ederlerse olabilir.

En makro seviyedeki hedefimiz de …. İlçesine gelen yabancı turist sayısının artması. Burada da cümlemiz; eğer …. İlçesindeki otellerin kalitesini iyileştirirsek ve ….. varsayımlarımız doğruysa, ilçemize gelen yabancı turist sayısı artar. Burada da (i) projenin iletişimi iyi yapılırsa, (ii) tanıtım için doğru paydaşlara ulaşılabilirse (iii) basının projemize ilgi göstermesi gibi varsayımlar yazılabilir.

Görüleceği üzere üst seviyelere ilerledikçe aslında projemiz ile hedefler arasındaki mesafe de artış göstermektedir. Örneğin en makro seviyede tüm faaliyetleri gerçekleştirseniz tüm varsayımlarınız doğru olsa bile hedef ulaşmanız çıktı göstergelerine göre sizin kontrolünüz dışındadır.

 

Yeni mantıksal çerçevede yer alan baseline (Temel Değer), Current Value (Şimdiki Değer), Targets (Hedef Değer) Nasıl doldurulur?

IPA II. Dönem ile hayatımıza giren yani mantıksal çerçeve şablonunun aslında orijinal formatından hiçbir farkı yoktur, sadece başarı göstergeleri sütunumuz 4 parçaya bölünmüştür. Bunun temel amacı da burada belirtilen indikatörlerin önemini vurgulamak, izleme değerlendirme sürecini kolaylaştırmaktır. Yani şablon genel hatlarıyla aşağıdaki gibidir.

Burada ilk dikkati çeken bazı bölümlerdeki terminoloji değişiklikleridir. En üstte eskiden Proje Mantığı yazarken, yeni şablonda Sonuç odaklı izleme değerlendirme metodolojisinde kullanılan “Results Chain” yani “Sonuç Zinciri” ifadesi kullanılmış. Yine Sonuç odaklı izlemede karııklık yaratan output – outcome farkı yatay sütunda yer almış, özel hedefler ile birlikte outcomes ifadesi kullanılmıştır. Outcome ile output (yani sonuç ve çıktı arasındaki farkı farklı bir blog yazısında sizlerle paylaşacağız; sadece çok dramatik bir değişiklik olmadığını sizlere söyleyebiliriz).

En çok karşılaştığımız soru kırmızı ile işaretlenmiş alan ile igili olmakta, buraya ne yazılacağının tam anlaşılamaması ile ilgili sıkıntılar bizimle paylaşılmaktadır. Bu 4 sütunu doldurmamız için eski sistemimizdeki başarı göstergeleri sütunumuzu hatırlamamız gerekir. Bu bölüm yeni mantıksaşl çerçevede dört parçaya bölünmüştür.

Indicator (İndikatör): Göstergenin temel kriteri nedir? (Sayısal olmayan bölüm) Örneğin katılımcıların MYK tarafından onaylı …. Sertifikasına sahip olması bizim için bir indikatördür.

Baseline (Temel Değer): Bu indikatör ile ilgili ilçemizdeki mevcut durum nedir? Yani proje başlamadan önce kaç kişi bu sertifikaya sahipti? Bu rakam 0 olabilir 117 olabilir. Mesela bir projede, proje başlamadan önce 3 kokartlı profesyonel turist rehberi vardır, proje sonunda da bu rakam 8 olacaktır. Bu durumda baseline’ımız 3 olarak belirtilecektir.

Current Value (Şimdiki değer): Bu sütunu eğer projeyi yazma aşamasındaysanız boş bırakabilirsiniz çünkü mantık olarak şimdiki değer ile temel değeriniz eşit olacaktır. Bu sütunu peki ne zaman dolduracağız. Projemize başladık ve 6. Ayın sonunda bir ara dönem raporu vermemiz gerekiyor; bu durumda şimdiki değer (altına referans alınan gün belirtilerek) ne işe yazacağız. Ya da 8 ayda projemize izleme değerlendirme ziyareti yapılacak. Gelen değerlendiriciler için siz önceden onları gelecekleri tarihe uygun bir şimdiki değer belirtebilirsiniz.

Targets (Hedef): Bu bölümde projenin sonunda ulaşacağımız rakamdır. Ara dönem 6. Ayda yazdığımızı varsayarsak; Projemiz başlamadan önce ilçemizde 3 kokartlı turist rehberi vardı. 6. Ayında biz bu rakamı 5 yaptık (yani şimdiki değer / current value), projemizin sonunda da ulaşmak istediğimiz hedef (target) 8’dir. Hemen yanındaki sütun da zaten eski sistemdeki gibi doğrulama kaynağı sütunumuzdur.

Mantıksal çerçeve yaşayan bir dokümandır. Aslında bir proje hazırlama dokümanı değil, proje yönetim aracıdır. Proje yönetim ve izleme değerlendirme süreçlerinde sıkıntı yaşamamak için bu dokümanı çok dikkatli doldurmanız gerekmekte, proje uygulama süreci boyunca de neredeyse her gün üzerinden bir kere daha geçmeniz gerekmektedir. Burada yazılan bilgilerden tüm süreç boyunca sorumlu olduğunuzu lütfen unutmayın.

 

Hüseyin Aktürk

AB-ilan.com Kurucu Ortağı – Kıdemli Proje Yöneticisi

http://www.linkedin.com/in/huseyinakturk 

http://www.huseyinakturk.net

 

AB-ilan.com yazar içerikleri kaynak gösterilmeden alıntı yapılamaz, Kanuna aykırı ve izinsiz olarak kopyalanamaz, başka yerde yayınlanamaz.

Creative Commons Lisansı
Bu eser Creative Commons Atıf-GayriTicari-Türetilemez 4.0 Uluslararası Lisansı ile lisanslanmıştır.

Derin Balık, Ordu

Gezdiğim en güzel Karadeniz şehirlerinden biri olabilir Ordu. Havası, yeşili, insanı, her şeyi tam kararında. Ordu’ya gidip de balık yememek olmazdı elbette.  Konakladığım otele yakın (Sinema Otel) tam şehir merkezinde enfes bir balık restaurantı keşfettim, adı “Derin Balık” ve adeta müptelası oldum. Ordu’ya gidiyorsanız eğer, mutlaka uğramanız gereken bir durak burası.

İki yemek önerim var burası ile ilgili. Birincisi levrek buğulama. Acılı veya acısız yapabiliyorlar. Domates sosuna yatırılmış, muhtemelen çok yüksek ateşte, kısa sürede pişirilen levrek balığı sıcak sıcak geliyor elinize. Garson da mutlaka yanmamanız için uyarıyor sizleri. Mis gibi domates kokusu, insanı bir an önce gelen taptaze ekmeğini sosuna batırma isteği uyandırsa da, biraz sabredin en önce gelen taptaze levrekten bir çatal alın derim. Sevdiğim detaylardan biri, sarımsakları iri bir şekilde diri bırakarak tavaya atmaları. Eriyerek balığın tadına fazla karışıp, balığın tadını bozmuyor. Porsiyonu gayet doyurucu hem göze hem de kalbe hitap eden bir yemek.

Diğer bir önerim ise mezgit tava. Pişirilmesi barbun kadar olmasa da ustalık gerektiren bir balık olduğunu düimg_0452şünüyorum. Havyarı ile birlikte servis ediliyor. Eğer mezgit seviyorsanız da mutlaka tercihlerinizden biri olsun. Tekiri de hamsiyi de yine burada denedim ve gayet memnun kaldım. Ama bir sıralama yapmak gerekirse, levrek buğulama ve mezgit tava açık ara önde bitireceklerdir.

Salata ile ilgili de birkaç cümle söylemek isterim. Yeşil salata servis ediliyor. İçinde marul, havuç rende, çok öldürülmemiş kara lahana ve en önemlisi taptaze yeşil soğan oluyor. Salata diri ve taze, önerim biraz salatanın içine sirke koymanız. Zira balık yemeklerinin yanına sirkeli salatanın çok yakıştığını düşünüyorum.

Yemeğin sonunda da çay ikramı ve olmazsa olmaz helva ikramı yapılıyor. Koskanın paket helvasını getiriyorlar ancak. Hoş düşünülmüş bir detay. Sonuç olarak kesin olarak tavsiye edeceğim bir mekan. Yakın zaman önce restorasyonu da yapılmış, gayet ferah hale getirilmiş.

Foursquare puanı: 9.1/10 (21 Kasım 2016 itibarıyla)

 

Toplumsal Fayda Bunun Neresinde?

Türkiye’de bazı kamu kurum, kuruluşlarının, özellikle üniversitelerin özel sektörle rekabet içerisinde, hararetle ihalelere girmelerine anlam veremiyorum. Bu kurumların bir kısmı vergiden muaf, kira ödemiyorlar, çalışanlarının maaşları da yine kamu bütçesinden karşılanıyor. Bir özel sektör kuruluşunun, bu kamu kurumları ile rekabet edebilme ihtimali var mıdır? 

Sorulduğunda rekabet hukukuna aykırı bir durum yok, çünkü bu kurumların vergi muafiyetleri vs. kanun ile belirlenmiş durumda. Bu noktada rekabet mi daha iyi toplumsal fayda mı sorusuna takılıyoruz. A firmasının 10.000 TL verdiği teklife karşılık B Kamu kurumu 2.000 TL teklif veriyorsa ve bu teklifi verebilmesi, vergi, kira, maaş ödememesi sebebiyle ise, burada haklı bir rekabetten söz etmek mümkün değildir. Bu konudaki savunma ise devletçi bir savunma zihniyetidir. Rekabet haklı ve adil olmayabilir ama toplumsal fayda daha önemlidir deniyor. 

Ben bu noktada yine toplumsa bir fayda göremiyorum. Evet bir hizmeti B Kamu kurumu 5’te 1 fiyatına yapıyorsa, toplumsal fayda sağlanıyormuş gibi görünebilir. Ancak A Firması kar edemediği sürece ne vergi verebilecek, ne de istihdam sağlayabilecektir. Arıca yapılacak işin kalitesi de ciddi şekilde tartışılabilir. 

İhalelerde Kamu Sektörü ve Özel Sektör Rekabeti haksız ve adil olmayan bir rekabettir. Düzgün bir şekilde çalışan, vergilerini tam ödeyen bir firmanın, bir üniversite karşısında ihale kazanabilmesi neredeyse imkansızdır. 

Savaş Sonrası Irak Gözlemleri

Aylardır Irak yerel seçimleri ile ilgili gözlemlerimi paylaşmak istiyorum ama belki eskiden çalıştığım kurumların etkisinden, belki de akademisyen bir aileden geldiğimden, her yazdığım satırı akedemik çalışmaya çevirmekten üşendiğim için tek satır yazamadım. Daha doğrusu not defterime karaladıklarımı yazıya dönüştüremedim.

İnsanların her dalı bilimselleştirme yani “scientific yapma” çabasını anlamak zor, çünkü yazılar akademikleştikçe, düşünceler ve gözlemler bilimselleştikçe, samimiyetini yitiriyor, insandan uzaklaşıyor, onun yerine belli kalıplara ve ideolojilere sığdırılmış, paketler haline getirilmiş “idea” lar ortaya çıkıyor.

Bu giriş ile uzun zamandır yazmamamın sebebini bir şekilde izah etmiş olmayı umuyorum.

Irak yerel seçimleri diye başlasam da yazıma, sözde Birleşmiş Milletler çatısı ve Amerika’nın “koruması” altında neyi gözlemleyecektim bilemiyorum… Zaten Bağdat havaalanına varır varmaz, üstümüze giymemiz bir çelik yelek, kafamıza takmamız için de çelik bir kask verildi. Helikopter beni aldığı gibi önce Kerbela’ya oradan da gözlemlerimi yapacağım Al-Hillah’a getirdi.

Türkiye’den giden diğer gözlemcilerin aksine, Amerikan üssünde herhangi bir problemle karşılaşmadım. Bir Amerikan Üniversitesi’nden mezun olmam ve üsse girişte Amerikan kimliğimi vermemin büyük katkısı olduğunu da göz ardı etmemek gerek.

Üsten dışarı çıkmak, bir an önce şehri, Babil’i görmek görmek, halkla tanışmak için sabırsızlanıyordum. Üssün içinde kaldığım konteynır’dan, üssün etrafını saran dev duvarların üzerinden Irak’ı görmeye çalışıyordum. Zira, 2 saatlik helikopter seyahatinde gördüklerim nefesimi kesmişti.

Ve ertesi gün beklediğim an geldi. Çelik yeleklerimizi giydik, yakın koruma şefi ile gideceğimiz yerleri konuştuk. Sonra da aracımız kapıya yanaştı. Son model jip ile tank karışımı bir araca bindim, 3 araç daha bizi üssün kapısında bekliyordu. Jammer’ı da olan bir konvoyda Irak sokaklarında gezecek, seçimi gözlemleyecektim. Hayatımda herhalde hiç bu kadar önemli hissetmedim kendimi. Tabi o kadar koruma beni mi koruyordu yoksa bana eşlik eden Amerikan diplomatı mı, bu kısım tartışılır. Ben hala BM gözlemcisi olarak beni koruduklarını düşünmeyi tercih ediyorum…

Elimde fotoğraf makinem, zırhlı aracın minik penceresinden dışarıyı görmeye çalıştım. Gördüklerim hem beni heyecanlandırdı, hem de kahretti. Savaşın izlerinin bu kadar sıcak olabileceğini düşünmüş ama idrak edememiştim. Her şeyin fotoğrafını çekmek istiyordum ama bindiğim lanet olası zırhlı araçtan yakalayabildiğim görüntü çok fazla olmadı. İnsanlarla iletişim kurabildiğim tek zaman, seçimin yapıldığı bir okula geldiğimiz zamanlardı. Bir Şii bölgesinde, ismimin de “Hüseyin” olmasının avantajıyla, kurduğum iletişim sözlü değil, daha çok fiziki sarılmalar şeklinde oldu. Ben Irak’ta kendi vatanımda gibi hissettim, insanları görüp tanıdıkça, Türkiye’nin neden batıdan çok doğulu olduğunu anladım. 

Gözlemlerimin bağımsız ve yansız olduğunu söylemem biraz zor. Demokrasi görmeyi bırakın, okuma yazma bile bilmeyen bir halkın kusursuz şekilde seçimlerde oy kullanmalarını beklemek saçmalık olur. Bu yüzden bir erkeğin, beraberinde getirdiği 5-10 kadına ne şekilde oy kullanmaları konusunda yardımcı olduğu (!) anları görmemezlikten gelmekten başka çare yoktu. Ne yapabilirdik ki? Bu sebeple seçimleri tekrar mı yapacaklardı? Türkiye’de bile yapılan seçimler hakkında kafamda soru işaretleri varken, kalkıp, savaş mağduru, Saddam mağduru, Amerika mağduru insanları mı yargılayacaktım?

Bu ülkeye, ülkenin insanlarına yıllarca yaptığı gibi sırtını dönmek yerine, Türkiye’nin bugün olduğu gibi bu insanlara yardım etmesini, sahip çıkmasını umuyorum.

Daha bugün okuduğum, 14 yaşındaki bir kız çocuğuna tecavüz eden sonra da kızın tüm ailesini öldüren Amerikan askerinin haberini, orada gördüğüm görüntülerle birleştirince midem biraz daha bulanıyor. Amerikan askerinin savunması: “…ben asker olmasaydım, Irak’a gönderilmeseydim, böyle bir suç işlemeyecektim…”

Savaş, insanı canavara mı çeviriyor, yoksa insanın hali hazırda içinde olan canavarı dışarı çıkarmasına zemin mi hazırlıyor? Yoksa, insan o kadar suç arasında benimki belki arada kaynar diye düşünüyor? Tabi biz bunları düşünürken, dünyanın birçok yerinde Asya’dan Latin Amerika’ya aynı suçlar işlenmeye devam ediyor.

Umarım savaşın izleri ortadan en yakın zamanda kalkar ve ben çok sevdiğim bu ülkeye tekrar gidebilirim, bir üste kalan gözlemci olarak değil, bir turist olarak…