Cennet

Neyleyim ben o cenneti

Sonsuz ama sensiz saadeti

Bitirmez ki içimdeki hasreti

Eritmez ki yüreğimin kederini

 

Anlasana be sevgili

Bana bir tek sen gerekli

Cennetin müzikleri tırmalar beynimi

Yoksan eğer sen o kapıdan içeri

 

Saklansan ne olacak ki

Gözümü aldıkça güneşinin hüzmesi

Biliyorum,

Benim gördüğüm cennetin ta kendisi.

Hüseyin Aktürk  – Ağustos 2015

Sır

Tüm sırlarımı verdim bir geceye

O da anlatmış her şeyi güneşe, aya ve yıldızlara

Onlar biliyor bir sen bilmiyorsun

Ah bir baksan etrafına

Bakma sen onlar da konuşuyor aslında

Ayın yakamozunda, yağmurun damlasında, toprağın kokusunda

Fısıldıyorlar benim onlara anlattıklarımı senin kulağına

Sen görmesen de duymasan da

Ben anlatmaya devam ediyorum, güneş her battığında

Hüseyin Aktürk – Şubat 2015

Yok bir neden

Bu bedenin içinde bir ben

Bu beden içinse artık yok bir neden,

Ben artık ruhsuz bir gönül çelen

Yokluğun sorumlu tüm olup bitenden

Odaya sinmiş melek kokun,

Eşyalara sinmiş her hatıran,

Defterine düşmüş her gözyaşı

Fotoğraflara hapsolmuş o melek güzelliğin

Dört bir yanım ayna,

Döndüğüm her yerde ben, bir tek ben…

Tek gördüğümse bir beden

Bu beden için artık yok bir neden..

Huseyin Akturk – Haziran 2015

Ankara

Ey diyar-ı cefa Ankara

Aldım seni de kanatlarım altına

Semadan düşen ab-ı hayatta

Buldum ben hayatı bir garip rüyada

 

O rüya ki bir testi su gibi

O rüya ki bir salkım üzüm gibi

Esrarı bir tutam zehir gibi

Yaşaması bir ömür azap gibi

Hüseyin Aktürk – Ağuston 2013