WASH Officer nedir? Ne iş yapar?

Suriye’de yaşanan insani kriz ve bu krize bağlı olarak Türkiye’de bulunan mülteci sayısındaki artış, bu alanda faaliyet gösteren STK, kamu kurumu ve uluslararası kuruluşların bu bölgede (Suriye sınırımızdaki şehirler) yoğunlaşmalarına neden oldu. İnsani yardım faaliyetlerinin artmasıyla beraber Türkiye’de daha önce yaygın olarak bilinmeyen bazı meslek kollarıyla da tanışılmaya başlandı. Yaptığımız yüz yüze görüşmelerde en çok karşılaştığımız sorun işverenler cephesinden bazı mesleklerin adaylar tarafından tam anlaşılmaması bu nedenle rastgele başvuru yapılması, adaylar cephesinden de hiç duymadıkları bu pozisyonlara nasıl başvuru yapılacağının bilinmemesi oldu. Bu nedenle imkân oldukça günlük hayatımıza yeni giren bu meslek kollarıyla ilgili bilgiler vermeye çalışacağım.

WASH – İngilizcesi “Water (Su), Sanitation (Sanitasyon), Hygene (Hijyen)” kelimelerinin kısaltmasıdır. WASH, kamu sağlığının sağlanmasında en önemli faktörlerden biridir. Bir acil durumda veya insani bir krizde en önemli alınması gereken tedbirlerden biri temiz suyun mağdurlara ulaştırılmasıdır. Temel sanitasyon ve hijyen eğitimi sağlıklı bir yaşam alanının oluşturulması için oldukça önemlidir. Dünyada yaklaşık 30 milyon insanın, bir insani felaket ya da doğal afet nedeniyle yaşadıkları evlerini terk ettiklerini düşündüğümüzde WASH programlarının önemi daha net görülebilir. 2025 yılına kadar yaklaşık 2 milyar insanın temiz suya erişiminin olmayacağı öngörülmektedir. Her yıl 5 yaşın altında yaklaşık 300.000 çocuk temiz suya erişimin olmamasından dolayı, ishal ve benzeri hastalıklar nedeniyle hayatlarını kaybetmektedir. İşte bu yüzden WASH, insani yardım operasyonlarının en önemli ayaklarından birini oluşturmaktadır.

Bir WASH Officer’dan en önemli beklenti, çalıştığı sahada, okullar ve sağlık merkezleri de dahil olmak üzere her alanda su, sanitasyon ve hijyen tesisleri ile ilgili doğru müdahaleleri yapmasıdır. Buna bağlı olarak, proje çizimleri, inşaat planları yapabilmesi bununla ilgili altyapıyı tasarlaması ve satın alma sürecini kolaylıkla yürütebilmesi beklenir. Bu tasarımları da uluslararası kabul edilen standartlarda gerçekleştirmelidir. Bunun dışında Hijyen ekibine liderlik ederek, ekibe doğru teknik bilgileri aktarmalı, bu konudaki farkındalığın artırılmasını sağlamalıdır.

WASH Officer’lar genellikle inşaat ya da çevre mühendisliği mezunları arasından seçilir. Ancak mühendislik de tek başına yeterli niteliği sağlamayacaktır. Hassas bir konuda, kırılgan bir hedef kitle ile çalışıldığı için kişilerin bu alanda da geçmiş deneyimleri (gönüllülük projeleri gibi), farklı kültürler ile ilgili deneyimler, yurtdışı deneyimleri de başvuru sürecinde faydalı olacaktır. Bu yüzden bu gibi pozisyonlara başvururken sadece teknik bilginizin değil, bu alandaki sosyal becerilerinizin ve insani yardım alanına olan ilginizin de yeterince vurgulandığından emin olun.

CV’de hobiler bölümüne ne yazmalıyım?

Çok karşılaştığımız sorulardan bir tanesi de CV’mde hobilerimi yazmalı mıyım? Yazacaksak da nasıl yazmalıyım? CV içerisinde hobilerinizi yazmak tamamen size kalmış. Ancak lütfen hobilerim kısmına gelip, “kitap okumak, dans etmek, yüzmek, spor yapmak, film izlemek” gibi genel, hiç kimseye hiçbir şey ifade etmeyen aktivitelerinizi yazmayın. CV’nizde yer kalabalıklığından, sizi de klişe göstermekten başka hiçbir işe yaramaz. Onun yerine gerçekten bir hobiniz varsa, mesela bir müzik grubunda gitar çalıyorsanız, onunla ilgili bir bölüm açın, ne tarz müzikler çaldığınızı, sahne alıp almadığınızı, bir yarışmaya katılıp katılmadığınızı detaylıca anlatın. Ya da tiyatro ile ilgileniyorsanız, hangi topluluğa üye olduğunuzu, ne kadar süredir yaptığınızı, hangi oyunlarda yer aldığınızı anlatın. Böylece bu gereksiz görünen bölüm mülakatta bir anda avantaj sağladığınız bir bölüm haline gelebilir. Kim bilir belki sizi mülakata alacak kişi de benzer hobilere sahiptir.

Mülakatlarda Özgüven

Gençlere verilen mülakatlarda özgüvenli olun tavsiyesinin mutlaka içinin doldurulması gerektiğini düşünüyorum. Bir anda mülakatın ortasında kendi kendine dil değiştirip İngilizce konuşmaya başlayanı, bana nerede okuduğumu sorup üzerine “vay iyiymiş” diyeni, kendini kaptırıp dirseğini masama koyup, elini – kolunu sallaya sallaya konuşanı, eski patronlarını yerden yere vurup, kıskanıldığından ayrılmak zorunda kaldığını söyleyeni, sektörün duayenleri ya da okuldaki profesörleri hakkında konuşurken sadece ismiyle hitap edeni sayıca artmaya başladı. Genellikle internet üzerinden ya da yetkin olmayan kişilerin verdikleri kişisel gelişim seminerleri aracılığıyla edinilen yanlış özgüven taktikleri yüzünden işe alım sürecinde başarılı olamayan gençler görüyoruz maalesef. Özgüven gayet iyi ama lakaytlık ve ukalalıkla ayırt edilebildiği sürece.

Eğer gerçekten özgüvenli görünmek istiyorsanız, mülakata tüm pozitif enerjinizle gelin. İnsan kaynakları profesyonelleri size sorular sorduğunda net, kendinden emin yanıtlar bekler. Mesela “neden bizi tercih ettin” diye sorulduğunda, “internette ilanınızı gördüm, arkadaşlarım başvurmam için bana yönlendirdi” gibi cevaplardan uzak durun. gittiğiniz yeri / kurumu iyi tanıyın. Bir sorunun yanıtını bilmiyorsanız “bilmiyorum” demekten çekinmeyin. İnanın “bilmiyorum” demek, titreyen bir sesle uydurma cevaplar vermenizden çok daha profesyonel görünecektir.

 

Yeni Mezunlar Mülakatlarda Maaş Beklentisi Sorusuna Nasıl Yanıt Vermeli?

Her iş arayanın mutlaka karşılaştığı ve cevap vermekte çok zorlandığı bir konudur maaş beklentisi. Mülakat iyi gidiyorken, kendinizden tam emin olduğunuz bir anda mülakatın sonlarına doğru aniden sorulur: “Peki, maaş beklentin nedir”?

İçi tuzaklarla doludur bu sorunun, yanıtlaması da oldukça güçtür. Aslında kurumsal firmaların, organizasyonların her pozisyon seviyesi için uygun gördüğü bir maaş skalası mevcuttur elbette. Önemli olan bu skaladan uzaklaşacak bir cevap vermemek, hatta mümkünse bu soruyu en profesyonel şekilde net bir rakam vermeden geçiştirmek.

Eğer yeni mezunsanız, aniden size maaş beklentisi sorulduğunda, samimi bir şekilde önceliğinizin maaş olmadığını, deneyim kazanmak olduğunu, başvurduğunuz kurumun zaten her pozisyon için uygun bir skalası olduğunu ve bu skalanın sektör ve lokayson koşulları göz önünde bulundurularak titizlikle belirlendiğine emin olduğunuzu ve o skala içerisindeki, iş tanımınıza uygun görülen maaşın sizin için uygun olacağını, beklentinizin öngördüğünüz asgari ve azami limitleri içerisinden olacağını tahmin ettiğinizi söyleyin. Yani bu kurumda çalışıp çalışmamanızın asıl belirleyicisinin maaş olmadığını hissettirin. Kibarca net bir rakam vermek istemediğinizi, skalalarına güvendiğinizi belirtin.

Rakam vermek aynı zamanda risk almaktır. Çok düşük bir rakam söylemek, size +10 puan kazandırmayacaktır, aksine iş bulmak için çok çaresiz olduğunuz izlenimini uyandıracaktır. Çok yüksek bir rakam söylemek ise direkt kendi ayağınıza kurşun sıkmaktır ve size maliyeti puan kaybından çok daha fazla olacaktır. Yeni başlayan skalasının 2.000 TL olduğu bir kurumda benim beklentim 5.000 TL derseniz, muhtemelen o anda elenirsiniz.

Bu yüzden başvurduğunuz kuruma uygun bir şekilde araştırmanızı yapmanız,  benzer sektörlerde çalışan arkadaşlarınız ya da akrabalarınız varsa onlardan bilgi almanız, diğer bir deyişle, iyi bir istihbarat çalışması yapmanız gerekmektedir. Burada en önemli hususlar; aşırı özgüven içinde çok yüksek bir maaş söylemeniz ya da tam tersi bir şekilde, tam bir özgüvensizlik hali içerisinde makul olanın çok altında bir rakam söylemeniz. Mülakatınızı yapan kişiye, maaşın öncelikleriniz arasında ilk sırada olmadığını, maaş yüzünden pozisyondan ve kurumdan bir anda vazgeçmeyeceğinizi hissettirmeniz gerekir. Ama tekrar vurgulamak gerekirse, eğer mümkün oluyorsa bu soruya net bir rakam vermeden profesyonelce atlatmak sizin için en iyisi olacaktır.

 

 

gelbasla.com yayında!

Uzun zagel-basla-logomandır üzerinde çalıştığımız gelbasla.com sonunda bu hafta itibarıyla yayın hayatına başladı. Aslında sitenin altyapısını bir süre önce geliştirmiştik ancak marka tecil sürecini tamamlamak için bir süre bekledik. Tescil belgemizin gelmesiyle yayın hayatımıza başladık.

Mükemmel bir site yapmadık, amacımız hiçbir zaman robotlaşmış bir yazılım geliştirmek olmadı. Biz insanla çalışıyoruz ve insan faktörünü, gayretini ve biraz manuelliği sitemizde bilerek istedik. Bugüne kadar geliştirilen kariyer sitelerinden farklı olmak ve gerçekten iş arayan ve gerçek iş ilanı veren buluşsun istedik. Bugüne kadar websitelerimiz sayesinde binlerce insanın iş sahibini olmasını yüzlerce kurum ve projenin uzmansız kalmamasını sağladık.

Sitemizi geliştirmek için azami gayret gösteriyoruz. Ufak tefek aksaklıklar mutlaka olacaktır ama en nihayetinde iş arayan kişi bizim aracılığımızla iş bulabiliyorsa misyonunu yerine getiriyor demektir.

İş arıyorsanız gelbasla.com 🙂

 

 

Ön Yazı (Kapak Yazısı) / Niyet Mektubu Nasıl Yazılır?

İnsan kaynakları uzmanlarının en önem verdiği dokümanlardan biri yazılan kapak mektubu ya da diğer adıyla ön yazıdır. Bazı firmalar/kurumlar niyet mektubu da isteyebilir. Özünde niyet mektubu ve ön yazı birbirine çok benzeyen dokümanlardır. Niyet mektubu becerileriniz, yetenekleriniz, yetkinlikleriniz hakkında biraz daha fazla detay içerir. Ancak Türkiye’de bu iki terimin yaygın bir şekilde aynı mektubu ifade etmek için kullanıldığını söyleyebiliriz.

Ön yazı insan kaynakları uzmanına adayın hem kişiliği hakkında hem de iletişim becerileri hakkında çok önemli ipuçları verir.  Bir çok kez iş arayan insanlardan “…. sitesi üzerinden yüzlerce başvuru yapıyorum ama bir firma bile dönüş yapmıyor” sözlerini duyarız. Genelde dönüş yapılmayan adayların ortak noktalarından biri, ön yazılarını yazmamış olmalarıdır.

Biz kendi firmalarımız için de ilana çıktığımızda, ilan içerisine özellikle kalın karakterlerle ve altını çizerek “ön yazısız başvurular dikkate alınmayacaktır” yazsak dahi, gelen başvuruların yüzde 70-80’inin ön yazı olmadan geldiğini görüyoruz.

Bunun üç nedeni olabilir, ya ilan metinleri tam okunmuyor, açık pozisyon görüldüğü zaman hiç o pozisyonun içeriğine bakılmadan başvuru gönderiliyor, ya ilan metni okunuyor ama ciddiye alınmıyor ya da ön yazı yazmayı çoğu kişi bilmiyor ondan yazamıyor. Bu yazımda sizlerle ön yazı yazılırken dikkat edilmesi gereken hususları paylaşacağım.

1- Ön yazınızı mümkün olduğu kadar özelleştirin. Diğer bir deyişle “Sayın Yetkili” yazmak yerine, isim varsa Sayın … (Soyadı), yoksa Sayın … Holding İnsan Kaynakları Yetkilisi yazabilirsiniz.

2-Lütfen kısa yazın. İnsan Kaynakları departmanlarına her gün sayısız başvuru geliyor, ve isteseler de İK uzmanlarının sizin sayfalarca yazdığınız mektupları okuyabilecek vakitleri olmuyor. Niyet mektubu bir “mektup” ancak kendinizi fazla kaptırıp hayat hikayenizi anlattığınız bir mektuba dönüştürmeyin. Sıklıkla şu şekilde başlayan ön yazılar görmekteyiz. “Ben 1991 yılının bir kış günü dünyaya geldim, 5 çocuklu bir ailenin en küçük çocuğuydum. Zor bir hayatımız vardı, ailem beni büyütürken çok ciddi ekonomik sıkıntılar yaşadı. Ben hep doktor olmak istedim…” gibi hayat hikayenizi biraz dramatize ettiğiniz bir mektup olmamalıdır, niyet mektubunuz ya da ön yazınız.

3- Firmayı ve pozisyonu iyi anlayın. Bir İK uzmanının en sevmediği ön yazı türlerinden biri “her firmaya uygun” yazılmış ön yazılardır. Bazı adaylar öyle bir mektup yazarlar ki, o mektubu bir hastaneye verse de fark etmez, bir perakende firmasına verse de. Bu şekilde yapılan başvurularda, başvuranın firmaya yeterli önemi vermediği, fazla emek harcamadan başvuru yapmaya çalıştığı izlenimi hakim olmaktadır.

4- Yazınıza net biri giriş yapın. Örneğin:

Sayın ….,

Kuruluşunuzun AB-ilan.com’da yayınlanan …… pozisyonuna başvuru yapmak için sizlerle ön yazımı, CV’mi ve referanslarımı paylaşıyorum.

Yalın ve net bir giriş ifadesidir.

5- Giriş cümlelerinin hemen ardından, kısaca kendinizi tanıtın. “… yılında… üniversitesinden … derecesiyle mezun oldum” yazdıktan hemen sonra, pozisyon ile ilgili becerilerinizi öne çıkaracak ifadeleri bu paragrafta paylaşın ve pozisyonda aranan yetkinliklere sahip olduğunuzun altını çizin. “Pozisyon için gerekli olduğunu belirttiğiniz …… yetkinliklere ve …… deneyimlere sahibim. Tüm detaylar CV içerisinde yer almaktadır.”.

6- En son olarak da mülakat talep edin. “Ben aradığınız adayım” ya da “Sizlerle çalışmayı dört gözle bekliyorum” gibi ifadelerden lütfen kaçının. Onun yerine, “Sizlerle tanışabilmek, pozisyon ile ilgili detayları sizlerden öğrenebilmek ve tüm yetkinliklerimi sizlerle yüz yüze paylaşabilmek adına bana mülakat şansı verirseniz çok memnun olurum”. çok daha samimi,  sıcak ve mütevazı bir kapanış olacaktır.

Lütfen mektuplarınızı dikkatle gözden geçirin, hatta arkadaşlarınızdan yardım isteyin. Çok basit yazım hataları, imla hataları, cümle düşüklükleri sizin elenmenize neden olabilir. Unutmayın, ön yazı sizin yazılı iletişim becerilerinin, mülakat da sizin sözlü iletişim becerilerinizin ölçüldüğü araçlardır.

 

 

 

 

 

 

İş başvurusu yaparken konu kısmına ne yazmalıyım?

İyi bir iş başvurusu yapabilmenin bir çok önemli aşaması vardır. İyi bir CV hazırlamak, İyi bir ön yazı yazmak, tüm bunları yaparken hem içeriğe hem de formata dikkat etmek gibi. İş başvurularınızı yaparken, önemli bir sınava hazırlanır gibi hazırlanın. Önce başvuru yapacağınız firmayı dikkatlice inceleyin. Sonra da başvurduğunuz pozisyonun iş tanımını.

Tüm bunları yaptığımızda bile, başvurunuz tamamlanmış olmuyor. Bana en sık sorulardan birisi:

“Başvurum hazır, ama bir türlü gönderemiyorum. E-postanın konu kısmına ne yazmalıyım?”

Bu soru, ufak bir detay gibi görünse de aslında oldukça önemli. Çünkü, e-postayı alan kişinin, gönderdiğiniz başvuruyu açıp açmaması buna bağlı olabilir.

Öncelikle bu sorunun doğru ya da yanlış bir yanıtı yok. Ya da tek ve doğru bir yöntemi yok. Eğer özel olarak bir pozisyona başvuruyorsanız (ör. bir gazetenin İK ekinde görmüş olabilirsiniz), o pozisyonun başlığını varsa referans numarasını yazın. “121212 Ref. No’lu İhracat Sorumlusu Pozisyonu için başvuru” yazabilirsiniz. Bu kolay ve etkili bir yöntemdir.

Ama bir firmaya Genel Başvuru yapıyorsak, konu kısmını doldurmak daha zordur. Genellikle birçoğumuz bu alana “İş Başvurusu” ya da İşim-Soyadı-CV yazarız (Hüseyin Aktürk CV gibi)  yazarız. Ancak deneyimlerimiz, bu konu başlığı ile gönderilen mesajların okunma ihtimalinin daha düşük olduğunu gösteriyor.

İş bulmada en önemli nokta fark yaratmaktadır. Bu yüzden başvurunuzun tamamında olduğu gibi, bu kısımda da fark yaratın. Unutmayın. İlk izlenim önemlidir. Bir başvuru, İK yöneticisinin e-postasına düştüğü zaman ilk gördüğü şey, sizin isminiz ve mesajınızın konu başlığı olacaktır.

Benim bu konudaki önerim şu. İsminiz Soyadınız CV yazmayın. İsminiz zaten yazıyor.

“İş başvurusu” da yazmayın. Çünkü herkes öyle yazıyor.

Başvurduğunuz firmayı inceleyin. Hangi firmaya hangi görevi üstlenmek istediğinizi yazın.

Örneğin; XXX bünyesinde organizasyonlarda görev almak istiyorum. YYY firmasında yürütülen projelerde asistan olarak çalışmak istiyorum

Neden mi? Bu, sizin başvuru yaptığınız firmanın rastgele başvuru gönderdiğiniz herhangi bir firma olmadığını İK yöneticisine hissettirir. Unutmayın, en son görmek istediğimiz şey, bize gönderdiğiniz başvurunun, 300 firmaya daha gönderdiğiniz matbu formatta hazırlanmış bir başvuru olması. Bu yöntemle, hem nereye başvurduğunuzu bildiğinizi, hem o firmanın yaptığı işi hem de hangi işte çalışmak istediğinizi, hem de bu konudaki kararlılığınızı” çok kısa bir şekilde İK yöneticisine / firma yetkilisine göstermiş olursunuz.

İş arayışınızda başarılar dilerim!

İş başvurularınız ile ilgili tüm sorularınızı huseyinakturk@yahoo.com adresine gönderebilirsiniz.