Savaş Sonrası Irak Gözlemleri

Aylardır Irak yerel seçimleri ile ilgili gözlemlerimi paylaşmak istiyorum ama belki eskiden çalıştığım kurumların etkisinden, belki de akademisyen bir aileden geldiğimden, her yazdığım satırı akedemik çalışmaya çevirmekten üşendiğim için tek satır yazamadım. Daha doğrusu not defterime karaladıklarımı yazıya dönüştüremedim.

İnsanların her dalı bilimselleştirme yani “scientific yapma” çabasını anlamak zor, çünkü yazılar akademikleştikçe, düşünceler ve gözlemler bilimselleştikçe, samimiyetini yitiriyor, insandan uzaklaşıyor, onun yerine belli kalıplara ve ideolojilere sığdırılmış, paketler haline getirilmiş “idea” lar ortaya çıkıyor.

Bu giriş ile uzun zamandır yazmamamın sebebini bir şekilde izah etmiş olmayı umuyorum.

Irak yerel seçimleri diye başlasam da yazıma, sözde Birleşmiş Milletler çatısı ve Amerika’nın “koruması” altında neyi gözlemleyecektim bilemiyorum… Zaten Bağdat havaalanına varır varmaz, üstümüze giymemiz bir çelik yelek, kafamıza takmamız için de çelik bir kask verildi. Helikopter beni aldığı gibi önce Kerbela’ya oradan da gözlemlerimi yapacağım Al-Hillah’a getirdi.

Türkiye’den giden diğer gözlemcilerin aksine, Amerikan üssünde herhangi bir problemle karşılaşmadım. Bir Amerikan Üniversitesi’nden mezun olmam ve üsse girişte Amerikan kimliğimi vermemin büyük katkısı olduğunu da göz ardı etmemek gerek.

Üsten dışarı çıkmak, bir an önce şehri, Babil’i görmek görmek, halkla tanışmak için sabırsızlanıyordum. Üssün içinde kaldığım konteynır’dan, üssün etrafını saran dev duvarların üzerinden Irak’ı görmeye çalışıyordum. Zira, 2 saatlik helikopter seyahatinde gördüklerim nefesimi kesmişti.

Ve ertesi gün beklediğim an geldi. Çelik yeleklerimizi giydik, yakın koruma şefi ile gideceğimiz yerleri konuştuk. Sonra da aracımız kapıya yanaştı. Son model jip ile tank karışımı bir araca bindim, 3 araç daha bizi üssün kapısında bekliyordu. Jammer’ı da olan bir konvoyda Irak sokaklarında gezecek, seçimi gözlemleyecektim. Hayatımda herhalde hiç bu kadar önemli hissetmedim kendimi. Tabi o kadar koruma beni mi koruyordu yoksa bana eşlik eden Amerikan diplomatı mı, bu kısım tartışılır. Ben hala BM gözlemcisi olarak beni koruduklarını düşünmeyi tercih ediyorum…

Elimde fotoğraf makinem, zırhlı aracın minik penceresinden dışarıyı görmeye çalıştım. Gördüklerim hem beni heyecanlandırdı, hem de kahretti. Savaşın izlerinin bu kadar sıcak olabileceğini düşünmüş ama idrak edememiştim. Her şeyin fotoğrafını çekmek istiyordum ama bindiğim lanet olası zırhlı araçtan yakalayabildiğim görüntü çok fazla olmadı. İnsanlarla iletişim kurabildiğim tek zaman, seçimin yapıldığı bir okula geldiğimiz zamanlardı. Bir Şii bölgesinde, ismimin de “Hüseyin” olmasının avantajıyla, kurduğum iletişim sözlü değil, daha çok fiziki sarılmalar şeklinde oldu. Ben Irak’ta kendi vatanımda gibi hissettim, insanları görüp tanıdıkça, Türkiye’nin neden batıdan çok doğulu olduğunu anladım. 

Gözlemlerimin bağımsız ve yansız olduğunu söylemem biraz zor. Demokrasi görmeyi bırakın, okuma yazma bile bilmeyen bir halkın kusursuz şekilde seçimlerde oy kullanmalarını beklemek saçmalık olur. Bu yüzden bir erkeğin, beraberinde getirdiği 5-10 kadına ne şekilde oy kullanmaları konusunda yardımcı olduğu (!) anları görmemezlikten gelmekten başka çare yoktu. Ne yapabilirdik ki? Bu sebeple seçimleri tekrar mı yapacaklardı? Türkiye’de bile yapılan seçimler hakkında kafamda soru işaretleri varken, kalkıp, savaş mağduru, Saddam mağduru, Amerika mağduru insanları mı yargılayacaktım?

Bu ülkeye, ülkenin insanlarına yıllarca yaptığı gibi sırtını dönmek yerine, Türkiye’nin bugün olduğu gibi bu insanlara yardım etmesini, sahip çıkmasını umuyorum.

Daha bugün okuduğum, 14 yaşındaki bir kız çocuğuna tecavüz eden sonra da kızın tüm ailesini öldüren Amerikan askerinin haberini, orada gördüğüm görüntülerle birleştirince midem biraz daha bulanıyor. Amerikan askerinin savunması: “…ben asker olmasaydım, Irak’a gönderilmeseydim, böyle bir suç işlemeyecektim…”

Savaş, insanı canavara mı çeviriyor, yoksa insanın hali hazırda içinde olan canavarı dışarı çıkarmasına zemin mi hazırlıyor? Yoksa, insan o kadar suç arasında benimki belki arada kaynar diye düşünüyor? Tabi biz bunları düşünürken, dünyanın birçok yerinde Asya’dan Latin Amerika’ya aynı suçlar işlenmeye devam ediyor.

Umarım savaşın izleri ortadan en yakın zamanda kalkar ve ben çok sevdiğim bu ülkeye tekrar gidebilirim, bir üste kalan gözlemci olarak değil, bir turist olarak…

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s