İki yılda Ankara’yı Öğrenemedim…

Tam iki buçuk yıl olmuş Ankara’ya geleli. Bunun Ağrı’da askerde olduğum yaklaşık 6 ayını çıkarırsak, fiilen 2 yıl bu şehirde bulunmuşum. Beni tanıyanlar bilir, hala yer yön bulma konusunda en ufak bir gelişme gösteremedim. Arabada benim yanımda oturanlar mutlaka GPS görevini üstlenmek zorunda kalırlar yoksa 3 saat boyunca ters yönlere de girerek Ankara’nın içinde gezdiririm onları…

Bir süredir bunun sebebini düşünüyorum. Önce kusuru şehirde buldum. Karışıktı, İzmirli olduğumdan olsa gerek, özelilikle Ankara’da deniz olmadığından, neresi doğu neresi batı anlayamıyorum. Pusula bile yön gösteremez bana deniz olmayınca. İzmir’de ne kolaydı. Deniz ne taraftaysa batı orasıdır. Ama bu neden, tek başına beni tatmin etmedi. Sonra B12 eksikliğinin yer yön bulmaya olumsuz bir etkisi olup olmadığını araştırdım. Sebep benim zeka seviyem de değildi… Bu sonucumu destekleyecek hiçbir kanıtım yok, ancak iki yılda telkin yöntemiyle kendimi öyle olmadığına ikna ettim. Sonra gerçek sebebi buldum. Cevap aslında çok basitti. Gezmedim. İki yıldır Ankara’yı gezmedim. Gezmekten kastım, gitmek değil. Bir çok yere gittim ama; şehri gezmedim.

Cevap tek kelime de olsa aslında “gezmedim”in altında birçok irdelenmesi gereken faktör var. Ankara’yı, iletişim ve etkileşim içerisinde bulunduğum insanları düşününce, insanların burada vaktinin çoğunu AVM’lerde geçirdiğini artan zamanları da Tunalı ve Park Caddesi gibi mekanlarda geçirdiklerini farketmek benim gibi sıradan bir insan için çok zor değil. Sonuçta kendim de farklı birşey yapmıyordum.Ben birçok şehirde turist olabilmiş ama kendi yaşadığım ülkenin şehirlerinde bunu başaramamıştım.

Ankara da kelimelerle çok kolay tarif edilemeyecek bir tuhaflık var. Bunu ilk geldiğimde de hissetmiştim. Şehrin landmark’ları garip. Tunalı’daki Kıtır, Arjantin, Park Caddesi’ndeki Taps, şehrin birer landmarkı olmuş. Bu, az önceki belirttiğim ifade Ankara’daki sosyal sınıflar ile beraber değerlendirilmesi gerekir mutlaka. Bu landmark gözlemim, orta ve yüksek gelirli sınıfa atıfta bulunarak geliştirilen bir düşünce. Düşük gelirli kesmin landmarklarını bilmiyorum bile. Bir İzmir’li olarak rahatlıkla söyleyebilirim ki “düşük gelirli sınıf” ve “orta – yüksek gelirli sınıf” arasındaki farkın en uç noktalarda olduğu şehirlerden birisi Ankaradır.

Artık bu çaresizliğime çözüm bulma zamanı geldi. Bu haftadan itibaren her haftasonu Ankara ve çevresinde bir yeri gezmeye karar verdim. Hem de arabayla değil, mümkün olduğu kadar yürüyerek ve toplu taşım araçlarını kullanarak. Sonraki hedefim de Eskişehir… Bu eksiliği gidererek, Ankara’ya özel yer yön bulma (ya da bulamama) yeteneğimde nasıl bir gelişme olacak bunu da paylaşacağım elbet.

Tabi bu kadar gezmek, görmek ile ilgili düşünmüşken hızımı alamadım ve şu meşhur “çok okuyan mı, çok gezen mi bilir” sorusuna da cevap aradım. Bu soruya da insanların neden çok kolay cevap veremediğimi buldum. Soru açıktı ama biraz Türkçe’nin de eksikliği’nden dolayı kolay cevap verilemiyordu. Benim ulaştığım sonuç şu: Çok gezen bilir, çok okuyan öğrenir. Eğer bilmek yani “bilgi sahibi olmak” (İngilizcedeki knowledge) ne algıladığımız ile ilgiliyse, mutlaka gezen insan okuyana göre daha çok bilir. Çünkü gezen insanın duyular aracılığı ile algıladıklarını, okuyan bir insanınki ile kıyasladığımızda çok açık bir şekilde fark anlaşılabilir. Bahsettiğim Türkçe’deki eksiklik (ya da benim bilgisizliğim de olabilir) ingilizcedeki “knowledge” ve “information” arasındaki fark Türkçede çok net değil (Knowledge’ın karşılığı mutlaka bilgi olmalı ama information konusunda çok kesin bir terim bulamıyorum enformasyon dışında). Okuyan insan information’a ulaşır. Bilgiye ulaşıp ulaşmadığı tartışılır. Bu konudaki görüşlerimi henüz daha sağlam zeminlere oturtmadım bu yüzden itirazlara ve yorumlara açığım… Tabi bu cümleleri yazarken, yazıma koyduğum başlığın hatalı olabileceğini farkettim. Eğer doğruysa “öğrenmek” ve “bilmek” ile ilgili düşüncemde kendimle çelişmiş olurum. Neyse cevabı bulana kadar başlık da böyle kalsın…

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s